GİZLİ OLARAK DUA ETMENİN FAZİLETİ


    Yüce Allah(C.C) buyuruyor ki:
     Rabbinize benliğinizi küçük görerek ve gizliliğe riayet ederek yalvarıp yakarın (dua edin). Çünkü O, duada aşırı gidenleri asla sevmez. 
 (A'raf sûresi, âyet:55)
  
    Dua'da aşırı gitmek şu üç şekilde olabilir:
    Dua eden kişi, sesini yükselterek, aşırı sözler söyleyerek kelimelerde haddi aşabilir. 
    Dua eden kişi manada aşırı gidebilir. Manada aşırıya kaçmak, dua edenin kesin Allah hükümlerine aykırı dileklerde bulunmasıyla mümkündür. Kulun zarara uğramasını veya Allah'ın koyduğu kanunlarından birini kaldırmasını istemek veyahut da çalışmadan zengin olmayı, silah kullanmadan düşmanı yenmeyi, aynı günahı işlemeye devam ederken Allah'tan affetmesini dilemek duada aşırı gitmektir.
        Allah'tan başka herhangi bir fani varlığa yönelerek bir dilekte bulunmak duanın sahibini küfre vardıran en aşırı şeklidir. Nitekim yüce Allah (c.c.) bir âyette buyuruyor: "Allah'tan başka herhangi bir fani varlığa sakın dua etmeyin." Çünkü Allah'tan başka herhangi bir fani varlıktan doğrudan doğruya bir dilekte bulunmak, onu ilâh kabul etmek demektir. Yalnız şu noktayı belirtelim ki herhangi bir ermişi vesile ederek Allah'a dua etmekte bir sıkınca yoktur.
 
     Peygamberimiz  efendimiz (S.A.V) diyor ki: 
 Öyle bir zaman çatacak ki, o zamanda yaşayanlardan bazıları duada aşırı gideceklerdir. Halbuki kişinin şu sözlerle Allah'a dua etmesi kâfidir: "Allah'ım, senden Cenneti isterim; beni Cehenneme kavuşturacak tüm söz ve hareketlerden de sana sığınırım."
 Dünyanın ayakta duruşu şu dört şeye bağlıdır:
 Âlimlerin ilmine;
 Devlet adamlarının adâletine;
 Zenginlerin cömertliğine;
 Fakirlerin duasına.
 İlimleriyle etrafını aydınlığa kavuşturan âlimler olmasaydı, cahiller koyu karanlıklar içinde yok olup giderlerdi. Devlet adamlarının kılı kırk yaran titiz adaletleri olmasaydı, kurdun koyunu yemesi gibi halk da birbirine düşerek birbirlerini yerlerdi.
 Zenginlerin cömertliği olmasaydı, yoksul ve düşkünler sefaletleri içinde boğulup giderlerdi. Yoksul ve düşkünlerin de Allah'a uzanan yalvarış ve yakarışları olmasaydı, gökler ve yer bir harabeye dönerdi.
 (Kâdi)
 (Mev'ıze (Tergibül-Ebrâr Bölümü)
 Peygamber efendimiz (S.A.V) diyor ki: 
 Allah katında şu üç kimsenin duası muhakkak kabul olunur:
 Ana-babanın evladına ettiği dua;
 Misafirin duası;
 Mazlumun duası.
 Peygamber efendimiz (S.A.V) diyor ki: 
 Mazlumun duasından sakınınız. Çünkü mazlumun duası ile Allah arasında perde yoktur. Allah (c.c.) onu bulutların üstünden yükseltir ve bütün gök kapıları açılır (dua kolaylıkla Allah katına ulaşır). Ve Allah (c.c.) mazluma şöyle seslenir: "Ey elinden hakkı alınan kulum! Ululuğum hakkı için, aradan ne kadar uzun zaman geçerse geçsin, yine de senin hakkını zâlimin yanına bırakmayacağım, duanı reddetmeyeceğim."
 Bu hadisin manası şudur: Çünkü ben (Allah) kullarıma karşı daima yumuşak davranırım. Yaptıkları haksızlıklardan ve işledikleri günahlardan pişmanlık duyup da tövbe ederler ve haksızlık ettikleri kimseyi hoşnut ederler diye onlara ceza vermek için acele etmem.
 (Mecâlis)

KAYNAK:MÜTŞİT5

www.mürşit.com.tr
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !